Sayın
valim, sağlık müdürüm, başhekimim, kıymetli misafirler,
değerli arkadaşlarım ve basınımızın saygıdeğer temsilcileri
Mensubu
olmakla gurur duyduğum hemşirelik mesleğinin hafta
kutlamasında yine bir araya gelmekten son derece mutluyum.
Seneler ritmini bozmadan
dönüp bizi tekrar aynı zamana getiriyor,
Böylece her yılın aynı zamanlarındaki aynı günler,
bize daha farklılıklarla geliyor: Kısaca adı yıl dönümü
oluyor. Ama gözden kaçmaması gereken bir fark var; her geçen
yıl bizi biraz daha olgun ve daha donanımlı kılıyor.
Evet
değerli meslektaşlarım,
Her
geçen gün birileri yanımızdan ayrılıyor: Kimisi emekli
oluyor, kimisi tayin oluyor, kimisi beklenmedik bir anda “Gülümser”ken
hepimizi hüzne boğuyor. Gidenlerin kekremsi burukluğu
kalbimizin bir yanında saklanırken, yeniler de baharın güzel
kokularıyla getirdiği meltem esintisi misali yüzümüze
tebessüm bırakıyor.
Hemşireler olarak her geçen gün hem mesleki hem de idari
anlamda bizleri ilgilendiren birçok düzenlemeyle karşı
karşıya kalmaktayız. Sizlere şunu söylüyorum,
mesleki anlamda
kağıt üzerinde ne kadar farklılıklar varmış gibi birileri
çaba gösterse de, sizler “mesleki gönül birliğinizi” her
zamanki gibi korumaya devam edin. Mesleki alanda
ayrışmak veya ayrıştırılmak bizlere yarar getirmeyecek olup
aynı zamanda yeni
kazanımlar elde edememek gibi bir sorunla karşı karşıya
bırakacaktır.
Değerli
arkadaşlar,
Başarı
işini sevmekten geçmektedir. Hemşirelik, doğrudan insana
hizmet etmek gibi bir fırsatı sunar bizlere. Dinimizde hasta
ziyaretinin bile sevap olduğu düşünürsek, doğrudan hastalara
hizmet etmek, onların dertlerini dert edinmek, ağrılarını
dindirmek, iyileşmesine vesile olmak, kısacası hayır duası
almak çalışma azmimizi arttırmalıdır.
Hastalara karşı her daim
empatik yaklaşımı elden bırakmamalıyız. Anlayışlı olmalıyız,
anlaşılır olmalıyız, onlar idrak edinceye kadar tekrar
etmeliyiz, gülümsemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Ve
kesinlikle sorunun değil çözümün yanında yer almalıyız.
Kısaca bizden medet uman her kimse ona yardım etmeliyiz. Bu
hasletler aynı zamanda iyi bir insan olabilmenin de temel
şartlarındandır.
Profesyonel olmanın gereği de
budur.
Zamanımızın büyük kısmını geçirdiğimiz, acımızı-sevincimizi
paylaştığımız, hayatımızı idame ettirecek gelir kapımız olan
hastanemizi sevmeyiliz. Mensubu olmaktan, burada
çalışmaktan, bu büyük ailenin üyesi olmaktan her zamankinden
daha fazla gurur duyabilmeliyiz ki, hem zihinsel hem
fiziksel yorgunlukları kolayca unutabilelim. Çünkü gerçekten
çok zor bir mesleği icra ediyoruz. Her gün nasıl bir
tempoyla karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Ayda ortalama 6
geceyi burada geçiriyorsunuz. Biliyorum ki hiçte kolay değil
ama dedim ya zor mesleği seçmişiz. Gecelerin herkese
sağladığı, gözü kapatıp geçici olarak devre dışı kalarak
ertesi güne insanı hazırlayan fonksiyonu, sizlere gecenin
sonunda uyuyabilmeli getiriyor. Tabiî ki, dünyanın uyandığı
gündüzde uyuyabilmek ne kadar becerilebilinirse…
Böyle bir çalışma hayatı
elbette sevilmeden yapılamaz.
Hangi maddi kazanım, insana severek, üzülerek, hissederek,
özveri ile hizmet sunmayı sağlayabilir. Sadece sevmek de
yetmez ki, hemşire olmak için. Saniyelerle yarışılan bir
sağlık hizmeti sunumunda “becerisiz” bir insan ne yapabilir.
Evet, sevgili
arkadaşlarım, işte bizler bu şartlar altında sevgi dolu,
yıpranma dolu, beceri dolu, bir ortamda çalışıyoruz sonuç
olarak insanların mutluluğu ve sağlığı için hizmet
veriyoruz.
Artık zorluklardan yakınmak
yerine, hep
beraber üstesinden gelmeyi denemeliyiz. Yani mesleki
dayanışmayı geliştirmeliyiz. Daha çok iş dışı bir araya
gelmeliyiz, sosyal faaliyetlerimizi artırmalıyız.
Doğrunun ve iyinin
yanında dik durmasını, bununda bedelleri olduğunu ama
sonucun her zaman yeni iyi gelişmelere neden olduğunu
unutmamalıyız.
Bu
programın hazırlanmasında emeği geçen tüm arkadaşlarıma
teşekkür ederim. Hepinize iyi seyirler dilerim. Günümüz
kutlu olsun, yüzünüzden tebessüm gönlünüzden merhamet ve
iyilik duyguları hiç eksilmesin. Saygılarımla.
Ümmühani ULUDAĞ
Başhemşire