Hemşireler Haftası Etkinlikleri Programı

     

Sayın Valim, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Sayın İl Sağlık Müdür Vekilim, Sayın Başhekimim, Değerli Misafirler, basının güzide temsilcileri ve karınca gibi çalışıp arı gibi bal veren hemşire arkadaşlarım.

12 Mayıs Hemşireler Günü kutlama programımıza hoş geldiniz, 

Farklı ortamlarda ve önemli gün kutlamalarında hemşireler, özverili, fedakâr çalışıyor deriz. Bu özveri ve fedakârlık bir cümleyle anlatılabilir mi? Hatta bir de zor koşullar altında çalışıyor, cümlesi bir tür slogan dışında ne kadar mevcudu yansıtabilir.

Peki, “özverili çalışıyorlar” cümlesini biraz açsak nasıl olur, nelerle karşılaşırız diye düşündüm. Belki bir nebze olsun arkadaşlarımın nasıl çalıştığını neler yaşadığını anlatabilir miyim diye bir uğraşın içinde buldum kendimi.

Bazen bir tanıdığımızı görürüz; sararmış bir yüzle karşımızdadır. Hayrola sıkıntın nedir? Hasta mısın? Sorumuza, çoğu zaman şu cevabı alırız: - Evet şuram ağrıyor, uyuyamadım veya hastam var yanında refakatçi kaldım, yorgunum,” türünden epey dertlenme cümlesi dinleriz. Hatta bunun üstüne –“Allah kimseyi hastaneye düşürmesin, eksikliğini de göstermesin” temennisi peşi sıra  ekleniverir.

Şimdi gelelim mesai arkadaşlarıma! Hafta içi mesaisinin üzerine ayda 8-10 nöbet tutan, bir değil 30-40 bazen daha fazla hastayla sabaha kadar ilgilenen bir arkadaşım nasıl dertlensin. Hangi cümlelerle durumunu anlatabilsin. Sadece “yorgunum” kelimesi bu durumu ne ölçüde anlatabilir.

Ya da kaç meslek mensubu gecenin bir yarısında tam uyku göz kapaklarını kapatmak için zorlarken, aniden bir telaşla insanı yaşatmaya koşar ve zamanın nasıl geçtiğini bilmeden hesaplamadan, hatta hesaplamaya bile fırsat kalmadan. Kim hisseder gecenin dördünde tanımadığı birini kaybetmenin yürek çarpmasını.

Ya da daha anne bile diyememiş bebeğini evde bırakıp işiyle sabahlayan kimdir. Eve vardığında ilgi bekleyen bebeği ona bakarken, yine uykuyu gün içinde de unutan benim arkadaşlarımdır.

Hastane de, tam yemek yiyecekken ya da tam ayaklarını dinlendirmek için oturmuşken veya gecenin bir yarısında, acı bir fren sesiyle ya da ambulans sireniyle çok acil bir hastanın geldiğini duyup, kendi durumunu unutarak kapıya koşan bizim yine fedakâr arkadaşlarımız değil midir?

Televizyonda sevdiği bir program izler gibi sabaha kadar gözünü monitörlerden ayıramayan yoğun bakımda çalışan arkadaşlarıma ne demeli.

Bir başka kurumda mesaisi biten çalışan çıkıp gider, bu kadarda kolaydır. Ya ameliyathane de hastayı iyileştirmek için operasyona devam eden ekip… Onların çalışmasının bitimi resmi olarak belirlenen mesai saatleriyle sınırlı değildir.

Bir hemşireye, insanların her gün iyileşmesine tanıklık etmek ne kadar moral veriyorsa, her ölümde ondan çok şey alıp götürmektedir. Ama diğer hastalar hala yaşamak zorundadır ve sizlerden sağlık hizmeti beklemektedir.

 Böyle bir çalışma hayatı sevilmeden yapılabilir mi? Hangi maddi kazanım, insana severek, üzülerek, hissederek, özveri ile hizmet sunmayı sağlayabilir. Sadece sevmek de yetmez ki, hemşire olmak için. Saniyelerle yarışılan bir sağlık hizmeti sunumunda “becerisiz” bir insan ne yapabilir.  

Evet, sevgili arkadaşlarım, işte bizler bu şartlar altında sevgi dolu, yıpranma dolu, beceri dolu, bir ortamda çalışıyoruz sonuç olarak insanların mutluluğu ve sağlığı için hizmet veriyoruz.

Bakıyorum da bunca zorluğa ve yıpranmaya karşın hala dimdik buradasınız ve hala gülümseyebiliyorsunuz. Ve yine günümüzü hep beraber kutluyoruz, demek ki o kadar güçlüyüz!. Hepinize çalışmalarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

Günümüz kutlu olsun.Programımıza iştirak eden herkese tekrar teşekkür eder, saygılar sunarım. 

                                                                               Ümmühani ULUDAĞ
Başhemşire

Organizasyon Fotoğrafları


10 Mayıs 2008 Kahvaltı Organizasyonu
 
9 Mayıs 2008 Saat 10 00-12 00 OĞUZ SAYGIN'ın
 
12 mayıs 2008 Saat 09 00 Çelenk Koyma Merasimi
 
12 Mayıs 2008 Resmi Tören Saat 13 00 - 14 00
 
13 Mayıs  2008 Rahim Ağzı Kanserleri ve Aşısı
 
16 Mayıs Hastane Kreş Organizasyonu
 
24 Mayıs Piknik Organizasyonu